ABD’nin yeni destroyeri Zumwalt beklentileri karşılamıyor

Zumwalt sınıfı destroyerler 2016 yılında General Dynamics’e ait olan Bath Iron Works tersanelerinde tamamlanarak ilk kez ordu envanterine kazandırıldı. Programın geliştirme maliyeti toplamda 22.5 milyar dolara mal olurken, ilk suya indirilen ünitenin maliyeti 4.24 milyar dolar oldu. Seri üretim altyapısının geliştirmesiyle bu maliyetin 3.5 milyar dolara kadar düşürülmesi bekleniyor.

Ancak Zumwalt’ın sorunu maliyeti değil. Zumwalt’ta ABD savunma sanayinin geçtiğimiz on yıldaki hybrid rol ve sistemler rüzgarından payını almış gibi görünüyor. Modern filo doktrinlerinde destroyerlerin öncelikle donanmanın büyük vurucu gücü olan “capital ship”(ana muharebe gemisi)’lere hava koruması sağlaması bekleniyor. Zumwalt’ta bu ana rol çerçevesinde dizayn edilmiş ve bilinen en etkin füze kalkanının sağlayan, BAE Systems firmasının ürettiği elektromanyetik topları üzerinde taşıyor. Bu topların etkili menzili yaklaşık 150 Km ve mermiler ateşlendikten birkaç saniye sonra ses hızının 7.5 katında hareket etmeye başlıyor. BAE systems firmasının “advanced railgun” olarak isimlendirdiği bu sistem dakikada 10 mermi atabiliyor. Sistemin burada iki sorunu var, birincisi uçak gemileri halen yüksek hızdaki güdümlü füzelerin satürasyonuna açık. Saniyede 4.8 km hızla hareket edebilen bir S-400 füzesinin, Zumwalt’ın etkili menziline girdikten 30 saniye sonra ana muharebe gemisine ulaşması mümkün. Diğer anti-hava balistik sistemlerle desteklense bile bu hızlarda, bu destroyerin anti-füze hava koruması sağlayabileceği maksimum füze sayısının 10’u geçmesi beklenmiyor. Bahsedilen rakama ulaşılabilmesi içinde hedeflerin tamamının sıfır hata ile vurulması gerekiyor. Yine de ileri elektromanyetik toplar parça tesirli kinetik hasar yaptığı için hedefi tutturma oranı oldukça yüksek. Topun mermisi hedefteki füzeye yaklaşıp patlıyor ve çevresine füzeyi yok etmek için gerekli olan küçük miktarda ve çok sayıda tungsten parçasını alana fırlatıyor. Bu parçalardan bir tanesi bile yüksek hızlarda hareket eden seyir füzelerini yok etmek için yeterli.

Zumwalt geniş filolar halinde kullanılsa dahi(-ki bu yüksek maliyetlerden dolayı beklenmiyor). İleri elektromanyetik toplar atışlarında çok yüksek enerjiler kullandığı için, atış ivmesi belli bir sayının üzerinde düşüyor. Yani yukarıda hesaplanan rakamlar büyük bir sıcak çatışmada ve yüksek miktarlarda gerçekleşebilecek bir füze satürasyonu için geçerli değil.

Proje ABD donanmasının en büyük hedeflerinden biri olan ana muharebe gemilerinin dokunulmazlığı amacına hizmet etmiyor. Daha geniş bir ifade ile ABD’nin stratejik bombardıman araçlarının dokunulmazlığı, 90’larda eski görünmez bombardıman uçağı olan F-117’lerden birinin düşürülmesi ile başlayan ve “görünmezlik doktrinini” sonlandıran süreçten beri sağlanabilmiş değil ve yeni nesil Zumwalt class destroyerler bu amaca hizmet etmekten oldukça uzak.

Görünmezlik başlığı altında, Zumwalt’ın radarlara karşı karıştırıcı sistemleri mecvut. Sinyallerin tamamını soğurmasa da Zumwalt’ı radarlarda balıkçı teknesi gibi tehlike ihtiva etmeyen küçük kütleli bir deniz aracı gibi göstermek mümkün. Bu taktik hedeflere yönelik müdahalelerde donanmaya esneklik veren ciddi bir avantaj. Diğer taraftan ağır stratejik hedeflere Zumwalt’ın bu kamuflajla yaklaşması mümkün değil çünkü bu tip askeri hedefler genellikle deniz trafiğinin olmadığı bölgelerde bulunuyor ve beklenmedik her tip radar hareketliliği deniz aracının boyutuna bakmaksızın olay yerinde denetleniyor.

Abd donanması, (hava kuvvetleri ve aero naval her tip araç dahil olmak üzere) ile Şangay bloğunun A2AD(Anti Acess/Area Denial) doktrini arasında bir denge var. Bahsettiğimiz üzere 90’larda ABD hava kuvvetleri radar görünmezliğindeki dominasyonuyla istediği ülkedeki hava sahasını ihlal edip, istediği taktik hedefi vurabiliyordu. F-117’nin düşürülerek sistemlerinin ters mühendislikle çözülmesinin ardından bu üstünlük ortadan kayboldu. Bu sayede Şangay bloğu ülkeler kendi hava sahalarını, izinsiz NATO uçuşlarına karşı koyabilecek anti-hava sistemler ile tamamen kapattı. Uluslararası sularda halen ABD donanması baskın güç olsa da küresel erişimi ve taktik esnekliği bu şekilde kısıtlanmış oldu. Zumwalt sınıfı destroyerlerin bu dengeye katacağı yeni bir şey yok.

Zumwalt’ı besleyen ana güç kaynağı doğal gazla çalışan ve Rolls-Royce firmasının üretmiş olduğu 2 adet motor. Bu teknik altyapı, Zumwalt’ın taşıdığı az milktarda seyir füzesi ve 2 adet SH-60B helikopteri ile birleşince taktik operasyonları maliyet etkin hale getiriyor. Hafif taktik hedeflerin vurulması ve hızlı müdahaleler için Zumwalt tek başına yeterli. Saatte 60 km hız, radar görünmezliği ve rail gun dışındaki bu hafif cephane altyapısı etkin ve hızlı müdahale olanakları verebilir.

Netice itibariyle Zumwalt ABD ordusunda yeni gelişen pek çok hibrit sistem gibi ne destroyerlerin ana sınıfsal amaçlarına ciddi bir katkıda bulunuyor ne de ABD ordusunun küresel esnekliği için ciddi bir maliyet etkin alternatif çözüm öneriyor.

 

About Author

Cevap Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: