Akıncı İnsansız Hava Aracı

Türkiye’nin havacılık alanındaki ilk yönelim noktalarından bir tanesi olan ve 1990 yıllarında TAİ tarafından başlatılan İnsansız Hava Aracı teknolojisine geçiş dönemi 2000’li yıllarda ilk yerli mini modellerimizden Turna ile başlamıştı. Akabinde Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar’ın öncülüğünde kurulan Bayraktar Teknoloji Grubu’nun bu alanda çalışmalara başlamasıyla 2000’li yılların başında Malazgirt gibi mini modellerle Türk Savunma Sanayisi için gelecekte yapılacak büyük işlerin ilk küçük adımları atıldı. Özellikle son 5 senede ilk olarak orta menzilli bir insansız hava aracı olan ve TAİ tarafından üretilen ANKA Türk Savunma Sanayisine kazandırıldı. 2020 yılı itibariyle test uçuşlarını başarıyla tamamlayan ve dünya standartlarında en iyi TİHA modelleri arasında gösterilen AKINCI ile birlikte artık İHA teknolojisinde Türkiye’nin çok iyi bir konumda olduğu gözlenmiş ve Akıncı’nın yetenekleri herkes tarafından merak edilir hale gelmiştir. Akıncı tüm dünyanın dikkatini çekerken, bir yandan da Türkiye’yi havacılık otoritesine sahip bir ülke konumunda gözükmesine de olanak sağlamıştır. Peki bu denli büyük bir değişime sebep olan AKINCI TİHA ne gibi özelliklere sahiptir? AKINCI TİHA’yı dünya standartlarında kılan etmenler nelerdir? AKINCI TİHA’nın piyasadaki rakiplerinden farkı nelerdir?

’Stratosfer ’de uçuş deneyimi

Havacılık genelinde tercih edilen irtifa değerleri 36.000 feet ila 42.000 feet arasındadır. Bu değerler genellikle Troposfer katmanını kapsayan uçuş değerleridir. Günümüzde bazı savaş jetlerinin genellikle savaş anında radardan kurtulmak veya kendini gizleyebilmek adına küçük zaman aralıkları ile stratosfere giriş ve çıkış yaptığı bilinmektedir. Bunlara ek olarak eski zamanlarda yüksek hızlarda uçan Concorde ile 60 feet’e kadar ulaşılabilerek ilk defa stratosferde uçuş deneyimi yaşanabildiği bilinmektedir. Şu anda Concorde modellerinin piyasada olmaması da stratosferdeki uçuşların ne kadar zorlu ve masraflı olduğunu da ortaya koymaktadır.

Stratosferde uçuş imkanları oldukça zordur. Çünkü oksijen yetersizliği pilotlar için öldürücü olabilmekte ve uzun süreli uçuşlarda O3(ozon) gazının etkisiyle güneş ışınları uçağa zarar vermekte ve uçak hızlı bir şekilde ısınmaktadır. Bu yüzden de bu bölgeye kısa süreli giriş çıkışlar yapılabilse de uzun süre burada bulunulması neredeyse imkansızdır.

Akıncı TİHA 40 bin feete kadar irtifa kazanabilen, bu özelliği ile stratosferin giriş kısımlarında uçuş yapabilecek bir modeldir. Peki stratosferde uçunca ne oluyor?

  1. AKINCI TİHA yapısı itibariyle keşif ve istihbarat silahı olarak kullanılacağı biliniyor. İnsansız bir hava aracı olduğu için stratosferdeki oksijen sorunundan etkilenmiyor. Titanyum ile güçlendirilmiş gövde kompoziti sayesinde de O3 gazından minimal etkiyi alıyor ve ısınma problemini de büyük ölçüde aşıyor.
  2. Düşman radarları tarafından strastosferdeki uçakları fark edebilmek oldukça zor. Bu yüzden karadan AKINCI’yı fark edebilmek neredeyse imkansız hale gelecek. Ancak AKINCI için yerdeki her şeyi görebilmek mümkün olacak. Yüksek irtifadaki bir İHA hem savaşan F-16’larımız için iyi bir istihbarat ağı oluşturacak hem de hedef bölgedeki her türlü hareketi fark edilmeden tespit edebilecek.
  3. Yüksek irtifada yer alması yerden vurulmasını da oldukça zor hale getirecek. Bu yüzden de imha edilebilmesi için öncellikle fark edilmesi ve bir hava savaşına girilmesi gerektirecek. Fakat taarruz yetenekleri sayesinde bu savaşlarda düşmana büyük hasarlar verebilecek.

‘’Eşi benzeri olmayan bir teknoloji.’’

AKINCI TİHA’yı dünya standartlarında kılan en önemli unsur, eşi benzerinin olmamasının yanı sıra, dünyada bu teknolojiye sahip 3’ten fazla İHA’nın olmamasıdır. Yüksek irtifada uzun süre durabilecek bir İHA yapmak birçok ülkenin ulaşabileceği bir teknolojidir. Örneğin Amerikan yapımı ve İHA tarihinin kuşkusuz en hayret edici modeli olan Global Hawk 60 bin feet yüksekliğe çıkabilmiş, günümüzde bir F-35’den daha pahalı olan bir İHA modeli olmuştur. Fakat Akıncı’nın böylesine hayretler uyandıracak eşsiz modelle yarışabilecek bir altyapıya sahip olduğunu söylesek ne düşünürdünüz?

  • Global Hawk bir istihbarat ve keşif İHA’sı olma özelliği taşır. Ancak AKINCI taarruzi bir İHA olup 900kg kadar mühimmat ve yük taşıma kapasitesine sahiptir. Yani bu özelliği ile hem stratejik konumlara destek hem de 450 kg’lık dahili yük taşıyabilme özelliği sayesinde eklenmiş füze veya silah sistemlerini aktif olarak kullanarak üstünlük kazanma imkanı sağlamaktadır. Üstelik insansız bir hava aracı olduğu için can kaybı olmadan hedeflere zarar verebilme imkanının olması Türkiye’nin siyasi konumda çok büyük bir avantaj sağlamasına olanak vermiştir. Bu durumda hem tatmin edici bir irtifaya çıkabilen hem de faydalı yük taşıma kapasitesi muadil İHA’lara oranla çok daha iyi olan bir model ülkemize kazandırılacaktır.
  • AKINCI TİHA 4.5 tonla kalkış yapabilme yetisine sahip bir modeldir. Günümüzde bu özelliğe sahip çok fazla İHA olmadığı gibi İHA teknolojisinin bu denli geliştiği bir sistematik de yok denilebilir. Bu özelliğiyle TİHA’nın aslında 4 kişilik bir uçak ile eş değer bir taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu özelliğin en büyük faydası ise AKINCI’nın son teknolojik sistemlerle donatılabilmesi ve en önemlisi çok kritik noktalara yük taşıyabilecek olmasıdır. Bunlara ek olarak içerisine çok sayıda teknolojik unsurun konulabilmesi ve TİHA’nın fonksiyonel hale getirebilecek bir altyapıya sahip olabilecek olması bu İHA’yı eşsiz kılmaktadır.

‘’Hem savaşan hem de savunan bir teknoloji.’’

Akıncı TİHA taarruzi bir hava aracı olduğu için mühimmatlarla donatılacak savaşan bir model konumunda yer almaktadır. 2020 yılı itibariyle test aşamalarına başlanan bozdoğan ve gökdoğan gibi seyir füzelerini de kullanabilecek olan bu TİHA modeli,  MAM-L, MAM-C ve CİRİT ülkemize ait akıllı mühimmatları da kullanabilecek. Akıncıyı savaş konusunda özel kılan diğer bir unsur ise genellikle savaş jetlerinde kullanılan SOM-a füzesi, hava güdüm kitli füzeler, kanat güdüm kitli füzeler ve lazer güdüm kitli füzeleri de kullanabilecek olmasıdır. Bu yönüyle F-16’ların üzerinden büyük bir görev yükü alacak olan AKINCI TİHA, çok yüksek irtifadan hedef bölgeleri kolaylıkla vurabilecek.

Akıncının her ne kadar savaşçı niteliklerinin ağır bastığını söylesek de, savunma ve stratejik konumda da muadillerinde çok daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Akıncı TİHA’nın sahip olduğu Aselsan tarafından üretilen Milli AESA radar sistemiyle yüksek bir irtifadayken sentetik açıklıklı radarlarını kullanarak geniş kapsamlı bir menzil içerisindeki birçok aracı radar üzerinden tespit edebilecek. Buna ek olarak meteroloji radarına sahip bir model olarak hava koşullarını da tahmin ederek görevlerdeki başarı oranını öncesinde tahmin edebilecek. Milli görüş hattına sahip olacak bu modelde uydu haberleşme sistemleri de yer alacak. Bu sayede hem savaşan F-16’lara istihbarat sağlanacak hem de Akıncının keşfettiği her türlü bilgiye anında ulaşılabilecek.

‘’Kendini geliştirebilen insansız teknoloji.’’

Akıncı TİHA’nın en önemli özelliklerinden bir tanesi olan ve F-35 projesinde yer alamayan ülkemiz için havacılık alanındaki büyük bir eksikliği kapatmaya yarayabilecek yapay zeka sistemi bu insansız hava aracında kullanılıyor. Akıncı TİHA, muadil TİHA modellerinden keskin bir ölçüde ayıran temel özelliği dahili yük sistemi içerisinde yer alan yapay zeka sisteminden oluşuyor. Akıncı TİHA kontrol edilebileceği gibi yapay zeka sistemi sayesinde otonom olarak da çalışabiliyor. Üstelik bu otonom sistemin daha önce yaptığı tüm görevleri kaydettiği ve bu görevlerde edindiği bilgileri yeni görevlerde de kullanabildiği biliniyor. Yani bir nevi kazandığı deneyimi diğer görevlerinde de kullanabilecek üst düzey bir yapay zeka sistematiği kullanılıyor. Akıncı TİHA her görevden sonra değerini arttırarak ve elde ettiği bilgiler sayesinde bir sonraki hedefini daha etkili bir şekilde hedefleyerek ilerliyor.

Bu yapay zeka sistemi yakınındaki düşman hedeflerine elektronik bozulmalar oluşturmak üzere sistematik saldırılarda gerçekleştirebiliyor. Üstelik bu saldırılarında elde ettiği deneyimler sayesinde birçok farklı modelde uzmanlaşarak her geçen günde daha çok hedefin saptırılması ve düşürülmesi konusunda katkı vereceği belirtiliyor.

‘’TF-X gelene kadar ülkemizin yegane koruyucusu olacak.’’

S-400 olaylarının patlak vermesiyle birlikte F-35 programından çıkarılan Türkiye için yeni nesil savaş jetine sahip olabilmek adına başlatılan TF-X projesi uzun bir sürece sahip. Tahmini olarak 2029 yılına kadar uzayabilecek bu süreç için Türkiye’nin havacılık sektöründe geri kalmayacak şekilde yeni sistemlere ihtiyacı bulunuyor. Savaş jeti konusunda F-16’ların başarı oranları günden güne azalırken, Akıncı TİHA ile birlikte F-16’lara sağlanacak avantajlar ve yeni projenin hazırlanana kadar havacılık alanındaki korunması gereken güç dengesinde Akıncı TİHA’nın ülkemizi oldukça rahatlatacağı düşünülüyor. Hem boyutu hem de bir savaş jetinin sahip olabileceği tüm mühimmatları taşıyabilmesi ülkemizdeki savunma ve atak açığını büyük ölçüde kapatıyor.

İlgili Yazılar : https://savunma-sanayi.com/insansiz-hava-araci-simulatorleri/

About Author

Cevap Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: