Çin’in yeni nesil savaş uçağı J-20’nin stratejik amacı ne?

Süper güçler günümüzde operasyonel maliyetlerini düşürmek için hava kuvvetlerini, çoklu rolü hedefleyen hibrit sistemler şeklinde tasarlamaya çalışıyor. Burada ana fikir farklı rollere hitap eden tek bir teknolojiyi geliştirip üretmenin, birden fazla rol için farklı silahlar tasarlamaktan daha ucuz ve verimli olması.

Hibrit uçaklarda ise Birleşik Devletler ve Rusya’dan sonra ilk kez bir oyuncu kayda değer bir teknoloji geliştirdi. Bu teknolojiyi geliştiren ülke Çin ve yeni geliştirdiği, J-20 Chengdu isimli Jet NATO’nun güncel hibrit uçaklarına denk bir silah.

Savaş Jetlerinde, toplam menzil, taşınabilir ağırlık, art yakıtlarının toplam itiş gücü (yakıt püskürterek motor kapasitesinin üzerinde hızlar elde etmek.)  gibi belirleyici ve farklı durumlara hitap eden kritik özellikler bulunuyor.

F-35’e ilişkin bazı özellikler şu şekilde;                                

*Azami kalkış ağırlığı 31,800 kg

*Azami Hız 1.6 Mach

*Uçuş menzili 2200 km

*Kanat Yüklemesi 446 kg/m2

J-20 Chengdu’ya ilişkin bazı özellikler şu şekilde;

*Azami kalkış ağırlığı 37,013 kg

*Azami Hız 2.0 Mach

*Uçuş Menzili 6000 km

*Kanat yüklemesi 340 kg/m2

Chengdu web üzerinde genel olarak çoklu rol uçağı olarak değil, hava hakimiyet uçağı olarak sınıflandırılmış. Bize göre bu kanı doğru değil. Çünkü J-20 uçakların kanat yüklemesi diğer hava hakimiyet uçakları ile kıyaslandığında daha fazla, yani taktik hedeflerin imhası için gerekli olan mühimmatı taşıyabilecek kapasiteye sahip. Bunlara ek olarak azami kalkış ağırlığı da benzer hava hakimiyet uçaklarından daha yüksek. Bilinen en iyi hava hakimiyet uçağı olan F-22 Raptor’la neredeyse aynı kalkış ağırlığına sahip.

Bu iddia üzerinden yola çıkarsak, yukarıdaki teknik özelliklere bakıldığında Chengdu, özellikle “it dalaşı” gibi hava hakimiyet unsurlarında F-35’in oldukça ilerisinde bir uçak. Asıl önemli mesele ise hava filosunun kullanılacağı coğrafya. Çin’in hava hakimiyeti açısından stratejik pozisyonuna bakıldığında hava hakimiyet araçlarının gerekliliği tartışmalı. Çünkü Çin hali hazırda A2/AD Anti access/ Area denial doktrinle hava hakimiyetini karadaki hava savunma sistemleri ile sağlıyor. Çin’in  J-20 hibrit uçakları ise yeni Japon hava filosunu ve Çin denizinde Abd donanmasını dengelemeye yönelik. J-20 ise yaklaşık 2000 km’lik muharebe menzili ile bu işlevi fazlasıyla yerine getiriyor.

Karadan, havaya sistemlerin geçerliliğini yitirdiği ve A2/AD doktrinin uygulanamadığı, okyanus, uluslararası sular ve zayıf proxy devletlerin bulunduğu coğrafyalarda ise hava hakimiyeti kritik ve J-20 bu konuda halen ABD F-35’lerinin oldukça gerisinde. Çin askeri gücü ise emin ama yavaş adımlarla küreselleşme eğiliminde. Özellikle enerji tedariğinin güvenliği için Çin’in ana karası dışında konuşlandığı askeri üslerinin sayısı giderek artıyor.  (Örn: Cibuti’deki Çin askeri üssü) J-20 ise bu tip askeri üslerinin etkisinin artması ve hava hakimiyetini genişletilmesi hedeflerine hizmet edebilecek kapasiteye sahip değil.

Aslında Çin’in geliştirdiği bu yeni teknoloji, Çin’in küresel askeri eğilimleri ve yayılma planı hakkında ciddi ipuçları veriyor.  Doğrudan hava hakimiyetine yönelik olarak dizayn edilmemiş uçak, Çin’in askeri hedeflerinin kendi coğrafyası ile sınırlı kalacağı fikrini besliyor. Çin askeri baskıyı arttıracaksa bu muhtemelen Çin denizi, Tayvan, Uygur bölgesi ve Malakka boğazı gibi Çin çıkarlarını doğrudan etkileyen bir yakın yurtdışı, Asya-Pasifik çemberi olacak gibi görünüyor.

İlgili Yazılar: https://savunma-sanayi.com/savunma-sanayinde-coklu-rol-trendi/

 

About Author

Cevap Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: