TF-X Projesi Hakkında Merak Edilenler

Türkiye’nin ilk yerli savaş jeti çalışması olan ve 5. Nesil savaş jeti projesi olarak TAİ tarafından geçtiğimiz günlerde fuarlarda sergilenmeye başlanan Milli Muharip Uçağı (TF-X), Türkiye’nin en önemli ve en çok bütçe sağlanan projesi konumunda yer alıyor. F-35 projesinden çıkarılan Türkiye için gelecek dönemde büyük bir ihtiyaç haline gelen yeni nesil savaş jeti ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanan TF-X projesi, gelecekte F-16 ve F-4 savaş jetlerinin yerlerini alan avcı jetler olacak. Peki TF-X projesinin teknik detayları nelerdir? TF-X projesi tamamıyla yerli mi? TF-X Projesinin Türkiye savunma sanayisine katkıları nelerdir?

Tam anlamıyla yerli değil ancak kontrol büyük ölçüde Türkiye’de

1970 Kıbrıs harekatından sonra savaş jeti ihtiyacı ciddi anlamda hissedilmiş ve bu konu için F-16 projelerine girişilmişti. O dönemlerde F-16’nın montaj işlemlerini üstlenmeye başlayan Türkiye için F-16 yerli olmasa da Türkiye’nin projenin içinde ve söz sahibi olduğu bir savaş jeti gibi görülmüştü. TF-X savaş jeti projesi ile Türkiye bunun bir adım ötesine geçiyor. Projesinde daha yetkin ve TF-X söz hakkının Türkiye’de olduğu bir proje olacak.

Günümüzde 5. nesil savaş jetlerini üretebilmiş 4 ülke bulunuyor. Bunlar Amerika(F-35), Rusya(SU-57), Çin(J-31 ve J-32) ve Japonya (X-2 Shinshin) ülkelerinden oluşuyor. Bu ülkeler herkesin de bildiği gibi teknolojik altyapısını oluşturmuş ve dünyaya hükmedecek teknolojilere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra Güney Kore bu konuda çalışma yapmaya çalışırken, Hindistan’da ise başlanan proje teknolojik yetersizlikten dolayı iptal edildi. Türkiye’nin de bu ülkeler gibi teknolojik aksamının tam anlamıyla kullanılabilir olduğunu söylemek güç. Bu yüzden de tamamıyla yerli imkanları kullanarak 5. Nesil bir savaş jetini yapabilmesi şu aşamada mümkün değil. Bu sorunların çözümü için projede bir partnerimiz var.

TF-X projesinde Türkiye’nin partneri olarak çalışan, ülkemize ‘’Know-How’’ desteği sağlayacak olan BAE Systems şirketi, İngiltere menşeli bir şirket. BAE Systems Tornado, Euro-Fighter ve Heavy Fighter gibi dünya çapında satış pazarı olan savaş jetlerinin projelerini yapan, savaş jeti konusunda oldukça yetkin bir firma konumunda yer alıyor. Hatta gerçekliği tam olarak bilinmese de Tornado projesinde görev almış 450’yi aşkın mühendisin, şu anda TF-X projesinde de çalıştığı iddia ediliyor. Bu kapsamda hem projenin kavramsal boyutları hem de yerliliği değişebilecek. Proje sonunda ise İngiltere-Türkiye için gövde ve motor aksamları aynı olan, ünitelerin farklı ve tamamıyla yerli imkanlarla geliştirileceği bir model oluşturulması hedefleniyor. Bu anlamıyla bu proje iki ülke içinde yerli değil ancak kontrolün Türkiye ve İngiltere’de olacağı bir proje olacak.

Savaş jetlerinin 5. Nesil sistemler içerisinde yer alabilmesi için öncelikle uzun menzilli ve daha hızlı sistemlere sahip olması gerekir. Ülkemizde kullanılan F-16 jetlerinin tek motorlu oluşu ve havada kalma sürelerinin az oluşu gelecek süreçte bu uçakların işlevini kaybetmesine sebep olacaktır. TF-X projesiyle birlikte Türkiye çift motorlu bir savaş jetine sahip olacak. Bu sayede Türkiye Hava Kuvvetleri uzun menzillerde hareket edebilecek, havada kalma ve savaş düzenini uzun süreçlerde devam ettirebilme avantajlarına sahip olacak. Bu çift motorun ortalama 20 bin pound(18000kg)’lık bir ağırlığı olacak. Bu ağırlıktaki bir motorun özellikleri düşünüldüğünde ise afterburner özelliği kullanmadan 2 mach hızına ulaşabileceği ve aynı zamanda supercruise özelliğini de aktif olarak kullanabileceği bir motor modeli olabileceğini anlıyoruz.

Henüz motor modeli belirlenmiş değil

TF-X projesi için motor modeli henüz belirlenmiş değil. Bu konuda ise partner şirketimiz ile büyük bir tartışma söz konusu gibi gözüküyor. TF-X projesi için Türkiye yerli bir motor modeli üretmek isterken, İngiltere’nin ünlü motor üreticisi Roll-Royce tarafından önerilen hazır motorların projeyi kısıtlandırabileceği düşünülüyor. Bu kapsamda sıfırdan bir motor üretiminin maliyetli ve zor olduğu İngiltere tarafından belirtilirken, son aşamada EJ-200 Eurojet modeli de alternatif olarak düşünülüyor. Bu kapsamda Türkiye’nin izleyeceği yol ise ilk aşamada bu motorlar ile üretim sağlanarak, ilerleyen dönemde Kale havacılık ve TEİ tarafından üretilmiş yerli motorları TF-X’e monte etmek üzerine olacağı iddia ediliyor.

Tasarım optimizasyonu bütün muadillerinden iyi

Proje’nin ilk kez sergilendiği Paris Air Show fuarında projenin ilk maketini gören birçok kişi boyu ile alakalı olarak muadillerine oranla küçük olduğunu belirtmişti. Bu kapsamda incelendiğinde avcı bir savaş jeti olarak projelendirilen bu modelin, avcı diğer jetlerle hemen hemen aynı boyutlarda olduğunu söylemek mümkün. Tabi ki F-22, F-4 ve bu gibi savaş jetleri baz alındığında boyut oldukça ufak gözükebilir. Ancak boyutunun küçük olması bu jetin radarda fark edilmemesini sağlıyor.

Buna ek olarak muadillerine oranla oldukça fazla mühimmat çeşidine sahip olan bu projede 60 metre karelik büyük bir kanat alanı bulunuyor. Kanat alanı içerisine bilindiği kadarıyla 3 farklı silah istasyonu yerleştirilmiş gibi gözüküyor. Bu silah istasyonlarının daha çok ülke içi ve yakın mesafeli savaş pozisyonlarında kullanılacağı tahmin edilirken, istasyonların bulunduğu kısımlar yakıt tankı olarak da kullanılabiliyor. Bu yönüyle hem uzun menzilli savaşlara hem de havadan karaya olacak savaşlara hazır bir sistematik bizleri bekliyor.

Gövde kalınlığı ile de dikkat çeken TF-X modelinde, hava-hava füzeleri ve hava-kara füzeleri de gövde içerisinden ateşlenebilecek şekilde dizayn ediliyor. Bu füzelerin radarlar tarafından tespit edilerek savaş jetlerinin konumunun tespit edilmesi mümkün kılınmıyor. Buna ek olarak gövde üstünde yer alacak radar reflektörleri de savaş jetine hayalet ekosu kazandırarak silah istasyonları ve içerdiği mühimmatların fark edilmemesini sağlıyor. Bu yönüyle silah istasyonlarını kullanabilmekte herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Son olarak da gövde ve kanatların birleştiği havalık bölümlerinde de kısa menzilli füzelerin bulunduğu gizli 2 bölmenin de olacağı belirtiliyor.

Yerli ürünlerin kullanılabildiği milli bir harp uçağı

TF-X için %100 yerli bir ürün diyemiyor olsak da Türkiye projenin mimarlarından birisi olarak tüm yerli alt bileşenlerine uygun bir model üretiyor. Bu yönüyle düşünüldüğünde bütün yerel imkanların kullanabileceği ve tam anlamıyla bu imkanlara uyumlu bir savaş jeti geliyor. Gövde içerisinde Tubitak SAGE’ye ait Gökdoğan füze sistemleri kullanılabilirken, meteor füzesi, som füzeleri ve henüz tam olarak belirlenmemiş bazı yabancı füzelere uygun bir füze platformu olacak gibi gözüküyor. Bu yönüyle pazarda çok büyük bir güç kazanacak olan TF-X modeli, özellikle modülerite ve uyumluluk yeteneklerinin askeri sistemlerde giderek önemli hale geldiği günümüzde birçok füze sistemine uygun olması sebebiyle tercih edilen bir model olacak.

Projenin elektronik altyapısı içinde ASELSAN şirketinin AESA elektronik harp sistematiğinin kullanılması planlanıyor. Şu anda İHA ve birçok hava taşıtı projemizde kullanılan bu harp sistematiğinin başarısı son zamanlarda da sıkça belirtilirken, elektronik harp yeteneğinin geliştiricisi olarak da sürekli olarak güncelleyebilecek olmamız elimizde büyük bir koz bulundurmamızı da sağlıyor.

Türkiye Supercruise ve yönlendirilebilir itki sistemleri yeteneğine sahip olacak

Supercruise yeteneğini anlatmadan önce afterburner yeteneğinden bahsetmek gerekir. Afterburner yeteneği birçok savaş jetinde bulunan, yakıt kapasitesinin tamamını efektif bir şekilde kullanarak normal seyir hızınızı bir anda ses hızının iki katına çıkarmaya yarayan bir sistematiktir. Bu sistem hemen hemen tüm savaş jetlerinde yer alan, üç dakikadan fazla kullanılması durumunda jetteki yakıtın bitmesine sebep olabilecek bir sistematiktir. Yeni nesil savaş jeti kapsamında da afterburner yerine supercruise adını verdiğimiz yeni bir sistematik geliştirilmiştir. Supercruise yeteneği savaş jeti tarafından kullanıldığında yakıt tüketimi normal seyir düzeneğine oranla fazla değişmeden, savaş jetine ortalama 1,5 ila 2 katlık bir ses hızı imkanı sağlamaktadır. EJ-200 Eurojet modelinde supercruise özelliği olduğu da bilinmekte ve bunun dışında seçilecek herhangi bir motorda da bu özelliğe yer verileceği düşünülmektedir.

Bunlara ek olarak yönlendirilebilir bir itki sistemi de yeni nesil bir savaş jeti projesi için olmazsa olmaz bir özellik konumunda yer almaktadır. Bu konuda hareketli bir nozzle sistemi ile hızlanma sırasında manevra kabiliyeti sağlanabilecektir. Bu yönüyle düşünüldüğünde F-35’e oranla daha iyi bir manevra kabiliyetimiz olabilecektir.

F-35 mi TF-X mi daha iyi?

Tüm Türkiye’nin merak ettiği bir soru, TF-X mi yoksa F-35 mi? Bu soruya cevap vermek ne yazık ki mümkün değildir. Çünkü iki proje her ne kadar 5. Nesil bir savaş jeti projesi olsa da ikisinin de görev tanımlamaları birbirinden farklıdır. TF-X modeli daha çok F-16’ların görevlerini almak üzere tasarlanmış bir savaş jeti konumunda yer almaktadır. F-16’larla ise mukayese edilemeyecek kadar baskın bir teknolojidir. F-35 ise çok daha farklı bir savaş görevi içermektedir. Bu yönüyle doğru bir kıyas yapılamayabilir.

TF-X projesini bir projeyle karşılaştırmak gerektiğinde daha çok Çin tarafından üretilmiş 5. Nesil savaş jetlerinden J-31 projesine muadil diyebiliriz. Bu kapsamda manevra kabiliyeti ve radar kabiliyeti olarak da TF-X modelinin bu modelden üstün olduğunu söyleyebiliriz.

TF-X Projesinin Geleceği Parlak mı?

TF-X projesi Türkiye’yi hem ekonomik hem de askeri yönden oldukça güçlendirebilecek bir proje kapsamında yer alıyor. 2025 yılında ilk uçuş planlaması yapılan modelin, 2030 yılında seri üretime geçmesiyle birlikte Türkiye’yi oldukça avantajlı bir gelecek bekliyor. Bunlar;

  • Avrupa’da Almanya ve Fransa’nın 5. Nesil bir savaş jeti yapmak istese de henüz bu istek bir girişim haline dönüşmedi. Bu durumdan da anlaşıldığı üzere Avrupa’da 5. Nesil bir savaş jeti projesi yok. TF-X projesiyle Türkiye ve İngiltere Avrupa askeri havacılık teknolojisinin önüne geçecek.
  • İngiltere ortaklı giriştiğimiz bu proje kapsamında Avrupa’dan birçok ülke için İngiltere’nin bu projedeki varlığı bir güvence oluşturuyor (Daha doğrusu BAE Systems). Bu yönüyle Türkiye’nin Avrupa’daki pazarında oldukça güçlü olması bekleniyor.
  • Nesil savaş jeti üretmek büyük bir iş. Dünyada bu teknolojiyi seri üretime geçirmiş sadece birkaç ülke bulunuyor. Türkiye’nin yeni nesil savaş jeti üretebilecek bir ülke olması bizi havacılık sektöründe de yetkin bir güç konumuna çıkaracak gibi gözüküyor. Bu proje ile Dünya’da havacılık sektörünün en hızlı gelişen 2.ülkesi olarak Türkiye’nin gelecekte milli savunma ve teknolojide söz sahibi bir ülke olması kaçınılmaz.

 Altıncı Nesil Savaş Jetleri Çıkarsa Ne Olacak?

6.Nesil savaş uçaklarından bahsedildiği hatta kavramsal tasarımlarının sunulduğu, ilk çizimlerin boy gösterdiği bu dönemde, 5. Nesil savaş jeti projesi yapmak ne kadar doğru? 2030 yılında üretimi yapılması planlanan TF-X modelinin, 6. Nesil uçakların üretimine yakın bir tarihte çıkabileceği düşünülüyor. Durum her ne kadar sıkıntılı gibi gözükse de bir savaş jeti projesinin üretilmesi için ortalama ömür 10 ila 15 sene arasındadır. Kimi durumlarda bu süreç daha da uzayabilmektedir. Bu yönüyle TF-X projesi üretim aşamasına geçtikten sonra üretilecek bir 6. Nesil aracın direk olarak TF-X’in pazarına etki edeceği düşünülmüyor. Buna ek olarak F-16’ların ve F-4’lerin kullanım süreleri baz alındığında bundan 15 ila 20 sene sonrası için bu araçların hiçbir kuvvetli yanı kalmayacak. Ek olarak 5.Nesil savaş jetlerinin seri üretimiyle tecrübe edinmiş bir ülkenin 6.nesil üretime daha güçlü bir üretim altyapısı ve know-how ile gireceği aşikar. Bu yönüyle TF-X demode bir proje değil, aksine Türkiye’nin havacılık endüstrisinde güçlenmesine büyük katkı sağlayacak büyük bir proje gibi görünüyor.

About Author

1 Yorum

  1. Pingback: Türkiye'nin İlk Yerli Hava-Hava Füze Sistemi Göktuğ | Savunma Sanayi

Cevap Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: