Türkiye’nin İlk Yerli Hava-Hava Füze Sistemi Göktuğ

Savunma sanayinin günümüzde en çok önem gösterdiği noktalardan bir tanesi olan hava savunması ve hava mücadelesi, havacılık alanında kullanılabilecek yeni modellerinin tasarlanması konusunda birçok milli savunma şirketlerinin projeler geliştirmesine olanak sağlıyor. Türkiye’nin özellikle son 5 yılda havacılık alanındaki yatırımları ve çalışmaları tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Türkiye havacılık alanında dünyada en hızlı gelişen ikinci ülke konumunda yer alırken, son zamanlarda da birçok yeni hava teknolojisi ürünleri de piyasaya sürülüyor. Bu hava teknolojisi ürünlerinden olan ve roket sistemleri arasında ulaşılması en zor teknoloji olarak görülen hava-hava füze sistemlerine sahip ülkeler arasına Türkiye ilk yerli modelleri olan Bozdoğan ve Gökdoğan ile 2020 yılı itibariyle katıldı.

TUBİTAK SAGE tarafından resmi olarak 2013 yılında başlanan Göktuğ Füze Sistemleri projesi aslında çok daha eski zamanlara dayanan bir altyapıya sahip. Şu anda piyasadaki Amerikan ve Rus yapımı füzelere rakip olarak çıkan bu füze sistemleri kısa menzilli ve orta menzilli iki modelden oluşuyor. Günümüz şartlarının en yüksek teknolojisi ile donatılan bu füze sistemleri ülkemizdeki ilk yerli hava-hava füzesi olma ayrıcalığını da taşıyor. Peki nedir bu füzeleri özel kılan özellikler? Teknik altyapısında bizleri bekleyenler neler? Türkiye bu füze sistemleriyle neler kazanacak?

‘’Bu teknolojiye sahip çok fazla ülke yok.’’

Hava-hava füze sistemleri her ülkenin sahip olmak istediği ancak teknik altyapısı ve yüksek yatırımlar gerektirdiği için sadece havacılığın geliştiği ülkelerde gözlenen ülkelerde yapılabilmektedir. Günümüzde hava-hava füze sistemlerini üretebilmiş sadece 13 ülke bulunmaktadır. Bu 13 ülkenin arasında ise dünya piyasasına hakim olan hava-hava füze sistemlerinin sahibi iki ülke bulunmaktadır. Bunlardan birisi Amerika, diğeri ise Rusya’dır. Diğer ülkelerin modelleri genellikle bu iki ülkenin füze sistemlerinin altında kaldığı için piyasada tutunamamıştır. Ancak Bozdoğan ve Gökdoğan modelleri tasarım olarak Amerikan füze sistemlerinden AIM AMRAAM 120 ve AIM 9 SIDEWINDER’e oldukça fazla benzemekte ve sahip olduğu güncel teknolojiyle bu modelleri geride bıraktığını da iddia etmektedir. Şu anda piyasanın en önemli iki füzesi konumunda yer alan bu füzelere rakip olabilmek hiç kuşkusuz hem Türkiye’nin havacılık sektöründeki varlığını tüm dünyaya gösterecek hem de büyük bir ekonomik güç oluşturacaktır.

‘’Dışa bağımlılık azalacak.’’

F-16 ve buna muadil savaş uçaklarımız için kullandığımız füze sistemlerinin tamamı Amerikan yapımı modeller üzerinden temin ediliyordu. Milyon dolarlar ödenerek alınan bu füze sistemleri genellikle raflarda tutuluyor ve olası bir savaş durumuna karşı hazır tutuluyordu. Fakat üretilen modellerin bir raf ömrü mevcut ve kaynak kodları da üretilen ülkelere ait olduğundan dolayı sürekli olarak dış ülkelerin yenileştirmelerine muhtaç kalınıyor ve herhangi bir güncelleme ya da yeni bir model için yeniden milyon dolarlar harcanması gerekiyordu. Bu maddi problemler ülke için büyük bir sorun oluşturuyordu. Fakat Türkiye Göktuğ Füze Sistemleri ile birlikte artık raf ömrü taşımayan, yerli sermaye ile yapıldığından dolayı bütçe dostu olan, hazineden para çıkması yerine satış planlaması yapılarak hazineye katkı sağlayacak bir teknolojiye sahip olacak. Üstelik şu anda F-16 ve muadil savaş uçaklarından kullanılan roket sistemlerinden çok daha üstün bir model ile piyasaya katılıyoruz.

‘’Menzil konusunda sınıfı geçti.’’

Gökdoğan modeli orta menzilli bir füze modeli olup 65km ila 130km arasında bir menzile sahip olacağı ön görülüyor. Bu menzil değerlerinin şu an için gizli tutulduğu biliniyor. Aim Amraam 120C-5 gibi hem NATO ülkelerince kabul görülüp kullanılan ve ülkemizin de temel füze sistemlerini oluşturan Amraam modeli orta menzilli hava-hava füzeleri sistemlerinde ise bu rakamın 50-130 km arasında değiştiğini söylemek gerekiyor. Bu konuda Gökdoğan muadillerine denk hatta daha elverişli bir menzile sahip diyebiliriz.

Bozdoğan modeli kısa menzilli bir model olup 25 km’lik bir menzile sahiptir. Bu menzil piyasaya oranla düşük kalmış bir menzil değeridir. Ortalama bir kısa menzilli Rus füzesi düşünüldüğünde bu menzil miktarı 40 ila 50 km’ye kadar da çıkabilmektedir. Amerikan füzelerinde de 35km’lik bir menzil kapasitesi bulunmaktadır. Bahsettiğimiz bu modellerde IR teknolojisi kullanılmaktadır. IR teknolojisi ısı güdümlü olarak hareket eden ve günümüzde başarı oranı da oldukça düşmüş modellerdir. Ancak bozdoğan füzesinin menzilinin küçük olmasının altında yatan temel sebep IR teknolojisine sahip olmasıdır. Bu teknolojiye sahip uçaklar ısı güdümünün yanı sıra hedefe kitlenirken hedefi bir bütün olarak algılamaya yaramakta ve hedefin kaçabilmesini engellemektedir. Bu başlığa sahip modeller 4 MACH’ın üstünde uçan ve aşırı ısınan başlıklar için uzun süre dayanamamaktadır. Bu yüzden de kısa menzilli 25 km’lik bir uçuşun yeterli olacağı düşünülmüş ve bu alanda kandırılması güç olan ve işini çabuk halledebilecek bir model tasarlanmıştır.

‘’Tam bir hedef avcısı’’

Gökdoğan modelinin sahip olduğu aktif radar güdümlü roket başlığı sayesinde tam bir hedef avcısı olarak görülüyor. Peki nedir bu radar başlığının fonksiyonları?

  • Yarı aktif radar güdümü özelliğine sahiptir. Yani fırlatılan F-16 tarafından yönetilebilmekte ve yönlendirilebilmektedir. Görüş ötesi bir füze sistemi olduğu için radarda hedefi görmesi o hedefi vurması için yeterlidir.
  • Tam aktif radar güdümü özelliğine de sahiptir. Yani belirli bir süre boyunca kontrol edildikten sonra aktif radarına giren hedef için ‘’pitbull’’ adını verdiğimiz kitlenme özelliğine sahiptir. Kitlenme işlemi gerçekleştikten sonra hiçbir şekilde yönlendirmeye gerek kalmadan hedefi vurana kadar peşinden gitmektedir. Karşıdaki uçağın kurtulması için flare veya elektronik bozma yöntemlerini kullanması gerekmektedir. Ancak modelin bu konuda da çok gelişmiş olmasından kaynaklı bir hedef avcısı olduğu belirtilmektedir.

Bozdoğan modeli için ise kızıl ötesi görüntülemeye sahip ısı güdümlü roket başlığı olduğu biliniyor. Peki nedir bu radar başlığının fonksiyonları? Açıklayalım;

  • Bu roketin 180 derecelik kilit ve 360 derecelik angajman açısı bulunmaktadır. Bu konuyu biraz açmak gerekirse; eski zamanlarda F-16 pilotlarının atış yapılabilmesi için hedef uçağın tam arkasında pozisyon alması gerekiyordu. Bu durumda pilot için uygun koşulları oluşturacak bir yöntem aratmaya yol açıyordu. Fakat bozdoğan modelinin her açıdan atış yapabilme kabiliyetine sahip olduğu ve güçlü bir manevra kabiliyeti olduğunda bilmenizde fayda var.
  • F-16 pilotlarının taktığı son teknoloji kasklarda uçağın arkasını da görebildiği 360 derecelik bir görüş açısı sağlanmaktadır. Bozdoğan modelinde de bu görüş tarafından desteklenen bir veri merkezi sistemi vardır. Piyasadaki birçok Rus füzesinde bulunmayan bu özellik, genellikle batı tipi füzelerde görülmektedir. Bozdoğanının bu özelliği füze ateşlendikten sonra hedefi görünce kitlenme emri alabilmesine ve hedefin arkasından önünde veya yanında olması fark etmeksizin her açından vurulabilmesine olanak sağlamaktadır.
  • Vektörel itki yönlendirme sistemine sahip olan bozdoğan, uçağın arka kısmında ve gövde kısmında yer alana kanatçıkları sayesinde yüksek mach hızlarında oldukça hızlı manevra yapabilmektedir. Bu sayede hedefin yaptığı kaçış manevralarına oldukça çabuk ayak uydurulabilmektedir.

‘’Aktif veri akışı ile yüksek başarı yüzdesi sağlıyor.’’

Aktif radar aksamının teknik aksamına bakıldığında içerisinde veri merkezi yer almaktadır. Bu veri merkezi dediğimiz teknoloji günümüzde kullanılan birçok modelde bulunmamaktadır. Bu veri merkezi sistemi ise şu şekilde çalışmaktadır. F-16 uçakları hedeflediği uçaklardan veya İHA’lardan saklanabilmek adına radarlar kapalı olarak gezmektedir. Bu durumda da hem vurulması hem de sahip olduğu roketi hedefe göndermesi oldukça zordur. Veri merkezi sistemi ile dışarıdaki bir telsiz ve iletişim uçağının F-16’ya ilettiği veriyi bu veri merkezine iletmek ve aktif radar güdümünün sahip olduğu bireysel radar ile hedefe direkt olarak kitlenmek mümkün hale gelmektedir. Bu teknoloji şu anda Aim Amraam C7 modelinde gözlenmekte ve ülkemizde bu füze sistemi kullanılmaktadır. Ancak Aim Amraam C5 ve bu gibi modellerde bahsedilen özelliklerin bulunmaması ve yeni modelimiz gökdoğanda bunların yer alması muadil füze sistemleri arasında ayrıcalıklı bir yer olduğunu da gösteriyor.

‘’Flare yöntemine karşı oldukça iddialı.’’

Günümüzde savaş jetlerinin peşindeki füzelerden kurtulabilmek adına en sık kullandığı yöntemlerden bir tanesi odak noktasını değiştirmektir. Bunun temel yöntemi ise flare adını verdiğimiz magnezyumdan yapılan, çok yüksek sıcaklıklara sahip ateş parçalarının dışarıya atılmasıdır. Genellikle piyasadaki birçok füzenin kaynak kodları uçağın motorunu vurabilmek üzere yönlendirilmektedir. Bunun temelinde uçağın motorunun çok yüksek sıcaklıklarda olması yer almakta ve füzeye de bir konumun tanımlanması gerekmektedir. Flare yöntemi ile motordan daha sıcak anlık bir ısı dışarıya fırlatılmakta ve füzenin güdüm etkisinden kurtulmak hedeflenmektedir. Sahip olduğumuz bu yeni füze sistemleri ile bu yönteme karşı büyük bir önlemde alıyoruz. Sahip olduğumuz yeni modellerde yer alan güdümlü başlık sadece ısı faktörüne değil, ısıyı yayan maddenin cisim boyutuna da bakıyor. Bu sayede sahte ısı yayan maddelerin farkına vararak esas hedeften güdümünü saptırmıyor.

‘’Kaynak kodları tamamıyla yerli.’’

Füze sistemlerimizin en önemli özelliği ise kaynak kodlarının tamamıyla yerli ve gizli olması. Hedef uçakların genellikle füzenin güdümünden kurtulmak için elektronik bozulmalara yol açmak amacıyla kaynak kodlarına saldırır veya aktif güç merkezinin çalışma dengesini bozmayı hedefler. Bu konuda yerli bir sisteme sahip olmamız hem dünyaya olan bağımlılığımızı azaltmakta hem de olası bir savaş durumunda yerli kodlara sahip olduğumuz için füze sistemlerimizin başarısızlık oranlarını düşürmemizi sağlamaktadır.

‘’Yerli savaş jetimiz TFX’de füzelerimizi kullanacağız.’’

2023 yılında üretiminin tamamlanacağı planlanan ve 5. nesil bir savaş uçağı modeli olan, F-35 muadili TF-X savaş jetinin büyük ölçüde yerli bir savaş uçağı olacağı iddia ediliyordu. Bozdoğan ve Gündoğan füzelerinin tamamıyla yerli kaynaklarla yapılması planlanan TF-X modelinde, tamamıyla yerli füze sistemlerinin kullanılması ile birlikte Türkiye’nin ilk tam donanımlı savaş jetinin üretimi tamamlanmış olacak. Bu durum Türkiye’nin çok büyük bir başarısı olacaktır. Çünkü olası bir savaş durumunda TF-X’in yabancı bir füze sistemleri ile uçması, TF-X’in üretimini mantıksız kılmaktadır. Çünkü her ne kadar savaş jetiniz yerli de olsa, sahip olduğunuz füzelerin yerli olmaması sizi daima kısıtlayacaktır.

İlgili Yazılar : https://savunma-sanayi.com/tf-x-projesi-hakkinda-merak-edilenler/

 

About Author

Cevap Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: